28 Temmuz 2021 Çarşamba

Birsel Ocak yazdı | Deniz dinmeyen isyanımız olsun…

Bu gündüz gözüyle, devletin kendi has elemanlarına yaptırdığı bir katliamdır. Toplumsal suskunluktan beslenen saray rejimi ve ittifak güçleri sokağa çıkan milyonların gücünü görmeliler ki, Deniz'imizin kaybı son bulsun. Kim ki 'sokağa çıkmayın, susun, oturun' diyor, politik katliamların başladığı bu sürecin sorumlularından biri olacağı açıktır. Deniz bugün seni yüreğimizin derinliklerine uğurlarken, "BİR DAHA ASLA" diyeceğimiz son kişi sen olmalısın… Dün "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz" dedik bugün "Hepimiz Deniz, hepimiz HDP'liyiz" deme zamanı.

Sedat Peker anlatmaya devam ediyor. Herkesin ortak yorumu ise bunları bildiklerimize dairdir. AKP saray rejiminin ve ortaklarının büyük bir suç örgütü olduğunu biliyoruz elbette. Saray rejimi bekası için ne kadar büyük kesimi suçlarına ortak ederse o kadar yaşam garantisi elde edeceğini bilmenin rahatlığıyla her türlü olanağı büyük bir arpalığa dönüştürmüş durumda. Aslında bu ilişkiler yumağı bizim bilmediklerimizdir. Sanırım hiç kimsenin aklı bu kadar büyük vurgunları, günümüzün has deyimiyle milyon dolarlık mala çökmeleri hayal edecek durumda değil. Milyon dolarla yapılan işler, devasa zenginlik suç ortaklığını ölümüne suskunlaştıran bir durum yaratmış. Öyle bir durum ki, her birini ölüme götürecek ilmek birbirinin boynuna dolanmış. Biri uçurumdan düşse diğerini de düşürecek. İşte bizi güçlü kılan durum bu. Bir ilmeği tutmak ya da bir tuğlayı çekmek her şeyi yerle bir etmeye yetecek kabiliyete sahip.

Bu büyük organize suç devletinin yaptıklarına dair bildiklerimiz de var elbette. Çok uzağa gitmeye gerek yok. Hafızalarımızda tazeliğini koruyan, Hrant Dink'in katledilmesi, Roboski katliamı, Suruç katliamı, Ankara Gar katliamı, Diyarbakır katliamı, günlerce Kürt illerinde devam eden savaş sonrasında Sur katliamı, sokaklarda bekletilen ölümler, buzdolabında saklanan çocuk naaşları ve gözaltında kayıplar. Bu bildiklerimize dair hakikat ve adalet arayışı yıllarca sürdüğü halde, organize suç devletini yargılamayı başaramadığımız gerçeği ise iki şey yarattı. Birincisi, üzerinden yıllar geçse de adalet arayışından vazgeçmek bir yana adalet isteyenlerin kararlı duruşları, ortak duygudaşlığı. İkincisi ise umutsuzluk ve kanıksama.

Tüm bu halkalara bir yenisi daha katıldı. Işıl ışıl gözleri, yüzünde gülücükleri, sımsıkı sarıldığı Dilan'ın acısını tüm benliğiyle yaşayan Deniz Poyraz. Deniz bize Hrant'ı hatırlattı. Beyaz şapkalı çocuk katilinin yerine, pis sakallı, DAİŞ kamplarından foto yayınlamaktan çekinmeyen "devletin iyi çocuklarından" biri. İki katilin profili, devletin değiştirdiği kabuğunda profili gibi. Artık MİT elemanlarının çocuk katillerinin yerini DAİŞ kamplarında eğitilenler almış durumda. İkisinin ortak yanı ise, parmaklarındaki kurt, dillerindeki Ermeni düşmanlığı, arkalarına aldıkları Türk bayrağı. Devletin dili ise aynı "provokasyon" yalanı.

Bizim bildiğimiz katliamcı yüzü ortaya çıktığında pişkince yoluna devam eden organize suç devletinde, üzerinde oturduğu kanlı zenginliğinin kirli ilişkileri ortaya çıktığında pişkinliğin yerini telaş aldı. Hangi kurumun, kimin olacağı önemli değil. Önemli olan soru sormaya başlayanları sindirmek, harekete geçmeye çalışanlara gözdağı vermek. Gündem değiştirmek ve besleneceği kaos iklimi yaratacak bir katliama ihtiyaçları oldukları kesin. Dün Ermeni bir aydını katletmek geçer akçe iken, bugün Kürt halkına düşmanlığın odağı haline gelen HDP'ye yönelik saldırılar meşru hale getirildi. HDP'ye yönelik bir katliamın zaten zemini çoktan döşendi. Bundan dolayı da HDP İzmir İl Örgütünün çok bilinçli seçilmiş bir hedef olduğu açık.

Korkan çocukları için "dünyayı yakan"lar, çocuğu katledilen bir ananın da dünyayı yakacağını bilmeleri gerekir. Analarımızın yakacağı dünyanın her yerinden hırsızlık, yolsuzluk, soysuzluk, namussuzluk, oluk oluk kan akan bir dünya olduğunu biliyoruz. Bu anaların evlatları hırsız değil, milyonların hakkına göz dikmiş değil. Bir Kürt olarak özgür yaşamak, bir insan olarak eşit haklara sahip olmak, bir halk olarak var olmak dışında talepleri olmadı. Onların özgürlük, eşitlik ve demokrasi talepleri aynı zamanda herkes için olmuştur. Yani insanlığın soylu olanlarındandırlar. Ve bu soylu evlatlar için dünyayı yakmak çok insani bir davranıştır.

Bunun bir provokasyon olduğu yalanına inanmamızı kimse beklemesin. Bu gündüz gözüyle, devletin kendi has elemanlarına yaptırdığı bir katliamdır. Toplumsal suskunluktan beslenen saray rejimi ve ittifak güçleri sokağa çıkan milyonların gücünü görmeliler ki, Deniz'imizin kaybı son bulsun. Kim ki 'sokağa çıkmayın, susun, oturun' diyor, politik katliamların başladığı bu sürecin sorumlularından biri olacağı açıktır. Deniz bugün seni yüreğimizin derinliklerine uğurlarken, "BİR DAHA ASLA" diyeceğimiz son kişi sen olmalısın… Dün "Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz" dedik bugün "Hepimiz Deniz, hepimiz HDP'liyiz" deme zamanı.